Son Dakika
16 Ağustos 2017 Çarşamba

Suriye’de kimyasal saldırı sonucu yaşanan katliama dair Türkiye solunun düşünceleri – Söyleşi

15 Nisan 2017 Cumartesi, 16:10

Suriye’nin İdlib kentindeki Han Şeyhun (Khan Sheikhan) kasabasındaki bir hastaneye 4 Nisan 2017 tarihinde kimyasal gaz saldırısı yapıldığı iddia edildi. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, saldırıya uğrayanların gösterdiği belirtilerin “klasik gaz saldırısı belirtileri olduğunu” açıkladı.

Reuters’in Suriye’deki gözlemciler ve tıbbi çalışanlara dayandırdığı haberine göre, saldırının Suriye hükümeti uçaklarınca yapıldığı iddia edildi.

Muhaliflerin elindeki İdlib’e düzenlenen saldırıda kimyasal gaz sonucu toplam 150 kişi yaşamını yitirdi. Yaşanan bu olaydan sonra Rusya Savunma Bakanlığı, Suriye ordusuna ait savaş uçaklarının İdlib kentinde silahlı muhaliflere karşı hava operasyonu gerçekleştirdiğini belirtti ve operasyonda bir cephaneliğin hedef alındığını, cephanelikte bomba ve mayın yapımında kullanılan zehirli gazların bulunduğunu söyledi.

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, kimyasal silah kullanımı iddialarını görüşmek üzere olağanüstü gündemle toplandı. Rusya’nın BM Daimî Temsilcisi Vitaliy Çurkin, BM’ye bir mektup göndererek Türkiye şirketlerinin IŞİD’e patlayıcı üretiminde kullanılan maddeleri gönderdiğini açıkladı. Çurkin’in gönderdiği mektupta Gültaş Kimya, Marikem Kimyevi ve Endüstriyel Ürünler, Metkim, EKM Gübre ve Diversey Kimya şirketleri yer alıyor.  Bu şirketlerin IŞİD’e gönderdikleri kimyasal maddelerin türlerine de mektubunda yer veren Çurkin, Türkiye şirketleri tarafından IŞİD’e sevk edilen kimyasal maddeler arasında alüminyum tozu, amonyum nitrat, granül karbamit ve hidrojen peroksit bulunduğunu ifade etti. Çurkin, Türkiye’den Suriye’ye yapılan amonyum nitrat sevkiyatının 7 kat arttığına da dikkat çekti.

ABD, yaşanan gelişmeler üzerine Suriye’yi vurdu

Saldırı üzerine yeni Amerikan yönetimi ilk kez Suriye’ye müdahale sinyali vermiş, Trump “Saldırıdan sonra Suriye ve (Devlet Başkanı Beşar) Esad’a karşı tavrım çok değişti” demişti.

Suriye ise kimyasal silah kullandığı yolundaki iddiayı kesin bir dille reddetmişti. Suriye’ye ‘askeri müdahale’nin ihtimal dahilinde olduğunu söyleyen Trump’a, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan “Lafta kalmasın” diye seslenmişti.

ABD, 7 Nisan 2017 tarihinde Türkiye saatiyle 03.40 civarında kimyasal saldırının yapıldığını düşündüğü Humus yakınlarındaki El Şayrat hava üssünü hedef alan hava harekâtı gerçekleştirdi. Doğu Akdeniz’de konuşlu iki savaş gemisinden 59 Tomahawk füzesiyle üssün farklı noktaları vuruldu. Pentagon hava harekatının tek seferlik olduğunu açıkladı.

Rusya ve İran’dan savaş sinyali

İran ve Rusya’nın yanı sıra Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı destekleyen ülkeler, ABD’nin Suriye ordusuna ait bir hava üssüne düzenlediği saldırıyı ‘kırmızı çizgi’nin aşılması olarak değerlendirdi.

Ortak açıklamada, kırmızı çizginin bir kez daha geçilmesi halinde buna güç kullanarak cevap verileceği uyarısı yapıldı ve “Şu andan itibaren herhangi bir saldırganlık veya kırmızı çizginin aşılmasına güç kullanarak cevap vereceğiz. Amerika, nasıl cevap vereceğimizi çok iyi bilir” denildi.

 

Sizlere dünyada yaşanan olayların ve gelişmelerin gerçek yüzünü aktarmaya çalışan gazeteniz Umut olarak, İdlib’te yaşanan kimyasal saldırı ve sonrasında ABD’nin Suriye’ye yönelik hava operasyonu üzerine Halkların Demokratik Partisi(HDP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Sezai Temelli, Halkların Demokratik Kongresi(HDK) Eş Sözcüsü Gülistan Koçyiğit, Emekçi Hareket Partisi(EHP) Genel Başkanı Sibel Uzun, Ezilenlerin Sosyalist Partisi(ESP) MYK üyesi Fatma Çelik ve Devrimci Parti Genel Başkanı Ufuk Göllü ile konuştuk.

Umut Gazetesi: Suriye’nin İdlib şehrine yapılan kimyasal saldırı ve sonrasında ABD’nin Suriye’ye yönelik hava saldırısını nasıl yorumluyorsunuz?

 

HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Sezai Temelli: Kimyasal silah kullanımı insanlığa karşı suçtur. Başta çocuklar olmak üzere çok sayıda insanın yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan bu saldırının failleri bir an önce açığa çıkarılmalı ve yargılanmalıdır. Uluslararası bütün kurumlar bu saldırının araştırılması için acilen görev almalıdır.

Suriye’de savaşın sona ermesi, demokratik ve barışçı bir siyasi çözüm için atılması gereken adım tarafların masaya oturmasından geçiyor. Bunu engelleyerek, savaşı tırmandırarak bir çözüm söz konusu olamaz. ABD’nin saldırısı çözüme değil, çözümsüzlüğe hizmet edecektir.  Suriye sorununun ve bölgede süregiden diğer tüm sorunların çözümü Kürt sorununun çözümüyle bağlantılıdır. Bu çerçeveden bakıldığında, tüm bölge için barışın yolu müzakereden geçiyor. Bunu görmezden gelerek savaş çığırtkanlığı yapanlar her geçen gün daha fazla insanlık suçunun işlenmesine neden olmaktadırlar.

HDK Eş Sözcüsü Gülistan Koçyiğit: İdlib saldırısını kınıyoruz, lanetliyoruz. İnsanlığa karşı bir suç olarak değerlendiriyoruz. Kimyasal silah kullanımı ve sivillerin, çocukların katledilmesi kabul edilebilir değildir. Fakat bu Ortadoğu savaşında ilk defa kullanılan bir tutum değildir. Körfez savaşından bu yana pek çok defa orada kimyasal silahlar sivillere karşı kullanıldı ve bu kimyasal silahların üretiminden tutun saklanmasına kadar bütün aşamalarında uluslararası silah tekellerinin ve emperyalist güçlerin bu süreçleri kendi lehlerine kullandıklarını çok iyi biliyoruz.

ABD ve Rusya’nın taktik savaşları sivillerin hayatları üzerinden yürütülüyor. Ortadoğu’nun zengin petrol, doğal gaz yataklarına el koymak ve onu kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak için bu tarz argümanlara sığındıklarını çok iyi biliyoruz.

Suriye’de ki gerçek dinamiğin Suriye halkları olduğunu açık bir şekilde görmemiz gerekiyor Emperyalist güçlerin Suriye savaşına müdahil olmaları sadece Suriye halkının çıkarları doğrultusunda olabilir. Onların yaşamlarını korumak ve onları IŞİD’den kurtarmak adına olabilir. Ama bugün gördüğümüz daha çok kendi çıkarlarını ikame etme yönündedir.

Rusya’nın rejimle beraber İdlib’e bir müdahalesi oldu. Amerika’da hava operasyonuyla Rusya’ya üstü kapalı bir şekilde İdlib’e müdahale etmemesi gerektiği mesajını verdi. Bu savaşta uzun süredir denklem dışı kalan ABD’nin yeniden denkleme girdiğinin daha aktif bir unsur olarak sahada olacağının mesajını verdi. Aslında Esad’lı geçişe razı edilen ABD’nin ve uluslararası güçlerin yeniden Esad meselesini tartışma konusu yaparak Suriye’de yeniden kartları karacaklarını ve oyunu yeniden kuracaklarını gösteriyor.

EHP Genel Başkanı Sibel Uzun: İdlib’de ki saldırının sorumluları Ortadoğu’daki paylaşımdan nemalanma yarışında olan emperyalistlerdir. Halklar için bu toprakları adeta bir cehenneme çevirdiler. Bu yıkım sonucunda dünyanın başına IŞİD belasını sardılar. Stockholm’da ki saldırılar bu vahşet tablosunun tüm dünyayı nasıl tehdit ettiğini gösteriyor. Ülkede referanduma sayılı günler kala savaş ihtimalinin ortaya çıkması AKP-Saray’ın iştahını kabarttı. Derhal Esad gitmeli söylemine dönüp savaş çığırtkanlığını arttırdılar. Bu nedenle Hayır’larımız artık çok daha büyük bir öneme sahip. Düşman yalnızca dışarda değil içerideki büyük düşman unutulmamalı. El ele ülke Hayır’ını kazanmak için bir an olsun gözümüzü kırpmayalım. 7 Haziran’ı, Gezi’yi asla unutmayalım. Defalarca haykıralım yine kazanabiliriz yine kazanabiliriz.

ESP MYK Üyesi Fatma Çelik: Ortadoğu’daki gelişmeler gün geçtikçe değişiyor, başka bir renge bürünüyor. Özellikle geçen haftaki saldırının çok talihsiz olduğunu söylemek gerekiyor. Halktan insanlar hayatını yitirdi. Ortadoğu’daki emperyalistlerin çıkar çatışmaları yıllardır devam ediyor. Bir tarafta Rusya bir tarafta Amerika. Sonuçta bir paylaşım savaşı var Türkiye’de bu savaşın içinde. Özellikle Rojava’da kurulan Kürt devrimi çok stratejik bir yerde duruyor. Erdoğan’ın bugünkü açıklamaları, Amerika isterse operasyon düzenleyebiliriz, Esad’ın yok edebiliriz söylemleri… Suriye’ye dönük bir saldırı olarak algılamıyoruz oradaki amaç Rojava devrimine dönük bir saldırı olarak görüyoruz. Bu saldırılara baktığımızda Suriye’de ve Ortadoğu’daki gelişmelerde Suriye halkı kendi iradesini belirlemeli halkların kendi iradesi belirgin olmalı. Ne Amerika ne de Rusya belirleyici olamamalı halklar özgür ve demokratik bir Suriye istiyorsa belirleyici olan budur oradaki halkların barış talebi, özlemi bizim burada da talebimiz budur. Suriye halkı kendi iradesini kendi belirlemeli emperyalistler oradan derhal çekilmeli bu saldırılar son bulmalıdır.

Suriye halkı kendi kaderini kendisi belirlemeli nasıl ki Rojava’da halk kendi kaderini belirlediyse tüm halklarla birlikte orada bir devrim gerçekleştirdiyse Suriye’nin diğer parçaları içinde bunu söylemek gerekiyor.

Devrimci Parti Genel Başkanı Ufuk Göllü: ABD emperyalizmi Suriye’ye gerçekleştirdiği hava saldırısıyla Ortadoğu halkların barışının karşısında olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bölgede yaşanan gelişmeler düşünüldüğünde İdlib kentinde yaşanan kimyasal saldırının kimin tarafından gerçekleştirildiği netleşmeden yapılan bu füze saldırısı esasen Selefi cihatçı grupları rahatlatan bir saldırı olmuştur. ABD emperyalizminin savaş politikalarında ki ısrarı bölge halkları açısından ölümlerin ve yıkımların artması anlamına gelmektedir.

En genel anlamıyla bu saldırı emperyalizm koşullarında kalıcı bir “dünya barışının” olamayacağının kanıtıdır. Bu tablo içerisinde işçi sınıfı ve ezilenlerin kendi seçeneklerini yaratması daha da önem kazanıyor.