Simon Gözen – Onur ve Cesaret

13 Ağustos 2017 Pazar, 22:48

ONUR VE CESARET

Savaşırsanız belki ölürsünüz, kaçarsanız yaşarsınız. En azından bir süre.Bugünden yıllar sonra yatağınızda ölürken, bugünden o güne kadar ki tüm günlerinizi, buraya tekrar gelebilme şansı için, buraya tekrar gelip düşmanlarımıza yaşamlarımızı alabileceklerini ama özgürlüğümüzü asla alamayacaklarını söylemek için feda etmez miydiniz? (WİLLİAM WALLACE)

Tarihin tüm köşe taşlarını cesurca savaşan kahramanlar oluşturmuştur. Ama tarih; kahramanları asanlar tarafından yazılmıştır (!) Tarihin tozlu sayfalarında dünyanın yedi kıtasına yayılan,‘Kahraman’ ünvanıyla anılan birçok kişi var. Peki bu insanlar neden bu ünvan ile anıldılar? Salt savaş kazandıkları için mi? Bu kişilere bu önderliği kazandıran asıl olgu nedir?
Örnek vererek durumu izah edelim, daha somut veriler elde edilecektir. Yukarıda sözü geçen William Wallace; İngiltere kralı 1.Edward’ın İskoçya işgaline karşı, yerli asilerin saflarında yer alır ve İskoçya’nın bağımsızlığı için İskoç halkıyla beraber amansız bir mücadelenin içerisine girer. Asırlar önce, bir avuç insanla binlerce kişilik İngiliz ordusuna karşı cesurca savaşarak zafer elde eder.
( Kazandığı en önemli zaferlerden biri ”Stirling Köprüsü Muharebesi”dir. İskoçlar, kendilerinden 3 kat daha büyük İngiliz ordusunu, hasarlı köprüden yan yana üçer kişi geçmeye çalıştıkları esnada köprüyle beraber yok etmişlerdir.)
Yüzyıllar önce klanlar arası kavgaya son verip asıl mücadelenin, aralarında ticaret yaparak ayakta tuttukları iktidarlarına karşı verilmesini sağlamış ve öldürülen hatta birer eşya gibi alınıp satılabilen bir halden koparıp almıştır halkını.
İşte ona bu ünvanları ve önderliği kazandıran gerçek olgu, sadece savaşta kılıcını kullanmakta ki ustalığı değil,halkını özgür kılabilecek ve savaşı yönetebilecek zekası ve yeteneğidir. Kalbini ve yüreğini özgür kılarak, onu izleyecek cesareti yaratarak, kitleleri İngiliz boyunduruğundan kurtarmak için amansızca mücadele etmiştir. İskoç halkını soyluların masalarındaki kırıntılardan kurtararak daha iyi bir yaşamın olduğunu göstermiştir. Soylular tarafından dayatılan -İnsanların soylulara konum sağlamak için var olduğu- iktidar zihniyetinin aksine Wallace’un inandığı -soyluların konumlarının insanları özgür kılmak için var olduğuydu.- Ve bunu sağlamak için, İngiliz’lerin işgali altındaki ülkesini kurtarabilmek uğruna soyluların masasını tekmelemiş ve özgür bir ülke için düşmüş yollara, kaybedecek hiçbirşeyi olmayan yoksul halkıyla. Çünkü insanlar ünvanların değil, cesaretin peşinden giderler.
Sınıfsal temellerle bakılan tüm isyan ve başkaldırışların aslı,devrimcidir. Devrimciler daha iyi yaşam koşullarına ulaşabilmenin yollarını sermaye ve onun politik gücü olan iktidara karşı verirler. Aslına bakılacak olunursa bu temellerle ortaya çıkan isyan ve başkaldırışların ana ekseni, ekonomiktir. Bir avuç insan tarafından yönetilmek istemeyen toplulukların içerisinde yer alan kişi ve kişiler devrimci kopuşlar yaratarak tarihin seyrini değiştirecek dinamikler yaratmış ve yaratmaya devam etmektedir. Yaratılan bu dinamikler geçmişte bir insan tarafından dile getirilip kendisine taraftar toplayarak büyük bir halkı peşinden sürüklediyse de, bugün de bu dinamik kıvılcım olup halkın arasına karışacak ve zamanın bilinciyle kollektife mal edilerek bütün bir halkın başarısı haline getirilecektir.Başarı bir savaşı kazanarak elde edilmez, bir savaşa cesurca ayak direyerek, inanç ve bilinçle harmanlanan fikri yayarak kazanılır. Bu inanç ve bilinçle hareket ederek; zaferi getirecek önderliğin en temel faktörü; ”Onur ve Cesaret”tir. Onur; geçmişin tüm devrimci tarihini sahiplenerek,geride bıraktıklarımıza ve toprağın altındakilere verdiğimiz sözdür. Bu sözü yerine getirmek için atılacak adım ise; Cesarettir.
İşte bu cesaretin yaratacağı yeni kahramanlar, yetinmeyip mücadele etmeyi aşıladığı kitlelerle sömürüsüz bir dünyanın kapılarını aralayacaklardır:
Proletarya sosyalistleri, düzenin verdiği kırıntılarla yetinmez: dünyayı istiyoruz, alacağız! (Ulaş BAYRAKTAROĞLU, Özgürlük Gücü, Devrimci Örgütün Yapısal Analizi, Devinim Yayınları, s.71)
Bu cesareti yaratanlara sömürüsüz bir dünyanın ütopik bir düşünceden ibaret olduğu söylenebilir ve birçok zaman söylenecektir de. Onlara verilecek en iyi cevap, en ön saflarda mücadeleyi büyütmek ve kurumsallaşan faşizmin böğrüne orak ve çekici vurmaktır. Çünkü hedefimiz; gelecekte geçmişimize bakarak ”keşkelerle” ölmek değil, ”keşkeleri” günümüzde sözlüklerimizden çıkararak zaferi elde etmektir…

Simon Gözen