Hüseyin Yıldırım – AKP’nin Ortadoğu yenilgileri

15 Ağustos 2017 Salı, 16:19

AKP’nin Ortadoğu Yenilgileri
Emperyalizmin Ortadoğu’da içine girdiği krizlerin ardından ya bölge aktörleri ile ya da doğrudan kendisinin yaptığı saldırılar sonucu etnik, dini vs. saflaşmalar keskinleşti. Bu keskinlikler yaşanırken ya bölge liderlerinin bir kısmı yok olup gitti ya da Esad gibileri diğer bölge güçlerinin yardımıyla ayakta kaldı.
Suriye’de halihazırda var olan durum Rusya ve Amerika’nın bölgede politik konum alışıyla alakalı bir olgudur. Çelişkilerin bu duruma paralel ilerlemesi sorunları komplike bir hale getiriyor. AKP, IŞİD eliyle bölgede kendisine alan açmışken şimdilerde yaşadığı sorun özellikle Katar krizi ile bir nebzede tekrar gündeme gelen cihatçı örgütlerle olan işbirliğinin ayyuka çıkmasıdır.( Beraberinde iç politikada anti-demokratik uygulamalar dış siyasal ilişkilerde AKP’ye yasaklamaları da getirmektedir)
Ortadoğu coğrafyasında emperyalist ve sömürgeci odaklar için bir süredir işin bahanesi olan IŞİD geçen zaman içerisinde kendisini adeta bir devlet gibi yapılandırdı ve onu yaratanların da artık onu istemeyeceği boyutlara vardırdığı noktalara geldi. Bugün IŞİD’e karşı yapılacak her operasyon veya emperyalistlerin Suriye politikasına dair her gelişmede Suriye Demokratik Güçleri ilk gününden daha ileri bir boyutta mevzi kazanmış durumdadır. IŞİD ve diğer cihatçı çeteler geçen süreler sonunda kaybetmiş ve onu ayakta tutmak isteyenleri de bataklığa saplamıştır.
Terör örgütü IŞİD homojen yapıya sahip değildir. Bugün bir kolunu da Türkiye kullanmaktadır. Türkiye’nin kullanması ise genel stratejisinde bölgede Rojava’yı ve tüm halklara umut olacak devrimci kazanımları altüst edebilmek için bahaneler silsilesidir. Bu genel strateji Esad rejiminin Rusya desteği ile yıkılmaması, Suriye Demokratik Güçleri’nin demokratik mevzileri daha da ilerletmesi, Amerika’nın destek vermemesi gibi olgularla doğal olarak çürümektedir. Çünkü Erdoğan rejimi Ortadoğu’da bütün örgütleri aynı kefeye koyarak, herkese karşı aynı “muameleyi” yaparak denklemde eşitsiz bir noktada yer alıyor. Eğer savaş politik argümanların şiddet araçları ile devamıysa Suriye politikasında bugün hiçbir devlet ve rejim demokratik kazanımları doğrudan hedef alarak müdahale denklemleri yaratamazken Türkiye’nin bu savaş politikası içerisine girmeye çalışması siyaseten dışlanmasına neden olmaktadır.
Daha savaşın ilk yıllarında Esad rejiminin çok dayanamayacağını düşünen AKP gelinen noktada bunun yanılgılarını yaşamaktadır. Bu yanılgılar içeride ve dışarıda saldırgan ve faşizan bir yönetimi kendi kitlesi aracılığı ile meşru kılmayı gerektirmektedir. Dışarıda ki savaşta bir cepheyi de İdlip’ten açan Erdoğan rejimi bu bölgede bir savaş cephesini daha kaldıramayacaktır. İçeride ki savaş mevcut rejimden yana olanlar ve olmayanların kimi aidiyetlikleri ile karşı karşıya geleceği bir dönemi getirecektir. Erdoğan rejimi dışarıdaki savaşı içe taşımaktan hiç gocunmayacaktır ve buna engel olamayacaktır.
Suriye/Ortadoğu coğrafyasında cereyan eden çatışmaların Türkiye’ye yansıması;egemenlerin ulus ayrımcı,din-mezhep ayrımcı,cins ayrımcı vs. bütün faşist kimlik kazanmış uygulamalarına karşı gerçek devrimci mücadele olanaklarını işçi sınıfının kurtuluşu için ortak bir paydada birleştirmek ve demokratik kazanımları elde etmek için mücadele etmektir.