Son Dakika
16 Ağustos 2017 Çarşamba

Devrimci Parti MYK üyesi Serkan Kaya: Biz kazanacağız, mutlaka kazanacağız

Devrimci Parti MYK üyesi Serkan Kaya ile Mahkeme, Cezaevleri ve süreç hakkında konuştuk

22 Mart 2017 Çarşamba, 15:43

Birleşik Devrimci Parti’ ye yönelik 15 Ağustos 2016 tarihinde Mersin’de yapılan siyasi operasyonda tutuklanarak 7 ay sonra tahliye olan Devrimci Parti MYK üyesi Serkan Kaya ile tutuklanma süreci ve siyasal gündem üzerine konuştuk…

Umut Gazetesi: Öncelikle geçmiş olsun. Zindan ne demek sizin için, dışarıya ilk adım attığınızda ne hissettiniz? Ve ilk olarak ne yaptınız?

Serkan Kaya: Teşekkür ederim. Çok büyük görünen güç kavramının, haklılık ve onur karşısında çaresiz kalışının kısa bir özetidir zindan. Dışarıya İlk adımda daha güçlü olduğumuzu hissettim. İnsanların, yoksulların, mazlumların davası için düne göre daha güçlüyüz. Şimdi bu gücü zaferle taçlandırmanın, sosyalizmin zamanı. Dışarıda ilk yaptığımız iş, birlikte tahliye olduğumuz arkadaşlarla Eylem Ataş’ın mezarını ziyaret etmek ve onunla konuşmak oldu. Helalleştik, bu genç yaşında insanlık için yaşamlarını feda edenlerden haklarını bizlere helal etmesini istedik. Şunu hiç unutmayalım, zindanda ve dışarda en küçük gördüğünüz bir hak için bile sizden önce birilerinin o hakkın diyetini yaşamları ile ödediğini unutmayalım.

Umut Gazetesi: Biraz iddianamenizden ve savunmalarınızdan bahsedebilir misiniz?

Serkan Kaya: Kuşkusuz partimize yönelik bir süredir yapılan siyasi operasyonlar, tüm devrimci-demokratlara yöneltilen operasyonlardan bağımsız değildir. Karşımızda çok güçlü olduğu algısını yaratan ancak bir o kadar da hızla çürüdüğünü gören iktidar var. Bu operasyonlar Anadolu halklarının, emekçilerin özgürlük mücadelesini sekteye uğratma operasyonlarıdır. Onlarda, bizlerde biliyoruz, ömürlerini değil sadece acılarını uzatıyorlar. Rahat olsunlar biz onların acılarını da dindireceğiz. Savunmamızda da uzun uzun anlattık. “Cehennem insanların sadece acı çektikleri yer değildir, acı çekip de çığlıklarını kimsenin duymadığı yerdir.” Onlar kendileri için cenneti yeryüzüne indirdiler yüzyıllarca zevk-i sefa yaşadılar. Mazlumlar içinde cehennemi reva gördüler, şimdi o cehennem de yaktıkları cenneti fetih etmeye hazırlanıyor. Aylan bebeğin, Ege kıyısına vuran küçük bedenini hatırlayın. O fotoğrafa bakıp ne hissettiğiniz sizin ahlakınızı, politik tercihlerinizi belirler. O eseri yaratanlar, o fotoğrafı çeken kişiye Avrupa’da yılın en iyi fotoğraf ödülünü verdiler. Onların sanat ve estetik anlayışları budur. O fotoğrafa biz baktığımızda bu adaletsiz dünyada, adalet olmak istedik, bu da bizim ahlakımızdır. Denklem çok basit o fotoğrafa bakıp ne yaptığınız, ezenlerden mi, ezilenlerden mi yana olduğunuzu belirler. Biz her koşulda mazlumların davasını sürdüreceğiz. Size savunmamdan birkaç örnek vermek istiyorum. Toplumların itibarları saraylarla yollarla köprülerle belirlenmez. Böyle olsa idi firavun ve piramitler en itibarlı toplumun vesikası sayılırdı. Oysa onu yaratan şeyin arkasındaki güç itibarınızı belirler. Piramitleri yaratan nesiller boyu süren kölelik ve köle kanıdır. Şu an ki itibarımıza bakalım. 2017 yılında dünyada aç insan sayısı 1 milyar 200 milyon olacak, bu açlık nedir bilir misiniz? Ekmek dahi bulamadan ölmek demektir. Sadece 2016 yılında 328 kadın öldürüldü. 1970 işçi evine ekmek götürmek için gittiği işyerlerinden bir daha dönemedi. Evinde ekmek bekleyen bebeler, akşam babalarının tabutuyla yüzleşti. Son 15 yılda uyuşturucu kullanımı %400 arttı. Bakın Adalet Bakanlığı verileri ne diyor. Bu topraklarda 16.957 çocuğa tecavüz vakası yargıya intikal etti. Kendi çocuğuna tecavüz eden bir toplum lanetlidir. Bakın kutsal kitaplarda ki lanetlenme hikayelerine, yok olan toplumları böyle tarif eder ve peygamber gelir. Artık çağımızda peygamberler yok ancak devrimciler var, bu zulme son vermek onuru, bizde bizim ellerimizde. Biz, bizim olanı istiyoruz. Alacağız. Herkes rahat olsun. Devrimci Parti bu onurun ve adaletin adıdır.

Umut Gazetesi: Yargılanmanızda partinizin yürüttüğü bir çalışmada yer alıyor; “Özgürlük Konseyleri”. Alevi halkını isyana teşvik ettiğiniz iddia ediliyor bu konu hakkında ne söylemek istersiniz?

Serkan Kaya: Alevileri biz değil, bu düzen isyana teşvik ediyor. Yok sayıyor, asimile ediyor, hedef gösteriyor ve onlara isyanın dışında bir yaşama şansı bırakmıyor. Bizim dosyamızda “Cihatçı çetelere karşı Zülfikar kuşanmalı”, “Karaduvar Mahallesi kendi öz örgütünü kuruyor” gibi afişler var. Şimdi bundan halkın bir kısmını diğer kısmına karşı kin ve düşmanlığa teşvikten ceza almamız isteniyor. Maddeye dikkat. Halkın bir kısmını, diğer kısmı… Bizim ifademiz “Cihatçı çeteler” ifadesi hangi halka tekabül eder. Bu mantığın bir adım sonrası Cihatçı çeteleri halk görmektir. Öfkeli çocuklar görmektir. Ben Alevi kökenli bir aileden geliyorum. Okula başlarken kimliğini gizlemek zorunda kalan, sürgün edilen, katledilen, ateşlerde yakılan, kestiği eti haram sayılan bir kültürden geliyorum. Ve elbette ki her gün hakkımızda fetva veren IŞİD çetelerine kurbanlık koyun olmayacağız. Yaşam hakkımızı koruyacağız. Bakın bu ülkenin vekilleri, akademisyenleri, gazetecileri, devrimcileri zindanda, “Oluk oluk kan akacak, bizde onların kanıyla duş alacağız” diyen Sedat Peker nerede. İşte “Alevi” kültüründe “Zülfikar” bu adalet arayışının adıdır.

Umut Gazetesi: Cezaevlerinde durumlar nasıl, biraz koşullardan bahsedebilir misiniz?

Serkan Kaya: Cezaevleri bu ülkenin çok kısa süre içerisinde ana gündemi olacak. Bunu bir müneccimlik olgusu ile değil, baskı koşullarının yaratacağı sonuç açısından söylüyorum. Açık görüş hakkı iki aya çıkarıldı. 16 Kasım’dan beri anayasa kitabı dahi verilmiyor. Revire çıkmak için bazen aylarca bekleniyor. Ortak sohbet vs. haklarınız kaldırılıyor. Her gün askeri disipline tabi tutulmaya çalışılıyorsunuz. Kapasitenin 2-3 katına çıktığımız günler oldu. Bu durum sürdürülemez. Bu konuda demokratik kamuoyu dikkatini daha çok oralara çevirmelidir.

Umut Gazetesi: Son olarak ne söylemek istersiniz?

Serkan Kaya: Bir yazımda da bahsetmiştim. Zindanda avlunuzun boy yüksekliği 6 metre. Volta atarken gördüğünüz şey duvar yine duvar. Bunu aşmanın tek yolu başınızı kaldırmanız. Başınızı kaldırdığınızda gökyüzünü görmenizi hiçbir koşul engelleyemez. Umutsuz ve karamsar olanlara sesleniyorum. Başınızı kaldırın. Zaferi esas alın ve göğsünüzü gere gere haykırın “Biz Kazanacağız, mutlaka kazanacağız.”