Son Dakika
16 Ağustos 2017 Çarşamba

Alibeyköy İlçesi Mahalleleri Yardımlaşma ve Güzelleştirme Derneği Başkanı Ahmet Akgüzel: “Yaşam alanlarımızda yapılan kentsel dönüşüm rantına diz çökmeyeceğiz”

‘Kentsel Dönüşüm’ demek, İstanbul’un yoksul mahallelerinin ranta açılması ve yoksulların buralardan çıkarılmak istenmesi demektir. ‘Kentsel Dönüşüm’ demek işçi semtlerinin, burjuvaziye peşkeş çekilmesi demektir. İstanbul’un birçok mahallesinin karşı karşıya olduğu bu sorun emekçiler açısından daha yakıcı bir sorun. Bizde Umut Gazetesi olarak bu sorunun yaşandığı Alibeyköy Saya Yokuşu (Karadolap Mahallesi)’nda, Alibeyköy İlçesi Mahalleleri Yardımlaşma ve Güzelleştirme Derneği Başkanı Ahmet Akgüzel ile konuştuk

15 Aralık 2016 Perşembe, 14:18

Merhaba Ahmet Bey, kısaca mahallenizden bahseder misiniz?

Merhaba, hoş geldiniz. Saya Yokuşu (Karadolap Mahallesi) 1965’te emekçilerin kurduğu bir mahalle. Mahallenin kurulduğu arsa, ilk Ali Tüfekçi’nin arsasıyken, zamanla bölgede ki fabrikalarda çalışan işçiler parsel parsel satın alarak buraya yerleşiyorlar. O günlerde buranın insanında gerek bölgesel gerek toplumsal bir bilinç vardı. Nostalji oluyor ama bu gün bölgemizde sanayi kalmadı. Bunun yanında günümüzün ‘veba’sı olan kentsel dönüşüm, maalesef yasada yazıldığı gibi bile uygulanmıyor. Vatandaşlar güç durumda bırakılıyor. Kentsel dönüşüm halk için yapılmayıp genelde rant için yapılıyor bunun piyasada örnekleri çok. Burada da şüphesiz olan emekçilere oluyor. Mahalle değerleri yok olduğu gibi gerek çevresel sorunlar yaşanıyor, gerek mahalle mozaiği kayboluyor.

Mahallenizin karşı karşıya kaldığı tehlike tam olarak nedir, biraz açabilir misiniz?

Mahallemizde yaşanan en temel sorun İmar Affı Yasası’nın 2018’de kalkacak olması. 4 yıl süren bir mahkeme süreci olmuş ancak bizim 2014’de haberimiz oldu. Konu tam olarak şu; Eyüp Belediyesi 2007’de aldığı bir encümen kararıyla, 3194 sayılı kanunun 18. Maddesi ile imarı uygulamasına giriyor. Doğal olarak burayı bize satan Ali Tüfekçi’nin, yol ve sokak paylarını üzerine bırakmış görünüyor. Mahkeme kararıyla da bunu tecil ediyor. Belediyenin yapmış olduğu, yanlış mevzuattan kaynaklı, yaklaşık 4000 metreye yakın arsa Ali Tüfekçi’nin üzerine çıkıyor. Oysa o dönem 2981 sayılı kanunun 10. maddesine göre yapmış olmaları gerekiyordu.  Ayrıca söz konusu bölge, imar affı kapsamına da giren bir bölge yani hisseli olmasına rağmen yeminli büroya başvurmuş ve aftan yararlanma çabası içerisine girmişler. Aslında o zaman buna gerek yoktu ama bugün bu gerekiyor. Çünkü yapılan bu yanlış mevzuatı mahkeme beyan etmiş.  2012 yılından bu yana yönetimde olan sözüm ona bize hizmet getirecek belediye yönetimi görevini yerine getirmiyor. Bizim derneğimizin kurulmasının temel kaynağı bu sorun oldu.

Derneği nasıl kurdunuz, ‘Kentsel Dönüşüme’ karşı neler yapıyorsunuz?

Yaşam alanlarımızı koruma ve yönetimi konusunda söz sahibi olmak için ve eğer mahallemizde bir değişim olacaksa bizim tarafımızdan alınacak bir kararla olması için, derneğimizin kuruluş çabasına girdik. Derneğimizi sadece kentsel dönüşüm için kurmadık. Derneğimiz mahallede bulunan kurumlar arası köprü vazifesi görüyor. Emekçi halkımızın nasıl bir sorunla karşı karşıya kaldığı konusunda bilgilendirilmesi ve var olan örgütlülüğü büyütmek için mücadele veriyoruz.

Şu an yaşadığımız bu olumsuzluğun sorumlusu ve muhatabı belediyedir. Yapılan yanlışlıkların düzeltilmesi yönünde gerek derneğimiz olarak dilekçe verdik gerekse toplu dilekçe verdik. Daha sonra mahallemizin ileri gelenleri ve derneğimiz bir heyet oluşturarak belediye görüştük. Belediye ile sadece iki görüşmemiz oldu. Bu görüşmeler sırasında her ne kadar ‘Bu yasa böyle çıkmayacak’ deseler de, ortada mahkeme kararı var. Bizim için en önemli sorun ise 2981 sayılı yasanın 2018’in Mayıs ayında kalkıyor olması. Bizim düşüncemize göre; Eyüp Belediyesi’nin ‘Düşünüyoruz, bilirkişiyle görüşeceğiz’ demesi zaman kazanma hamleleridir. Yoksa yapmaları gereken, Belediye Meclisini toplanarak geçmişte almış oldukları yanlış kararı bozarak, mahkeme kararıyla da tescillenmiş olan doğru kararı uygulamak ve bölgeyi parsellemek olduğunu düşünüyoruz.

Peki sizce tüm bu olanları düşününce belediye sizin bu talebinizi ne derece karşılayacak?

Bizim sunduğumuz öneriler karşısında belediyenin de kentsel dönüşüm ifadesini kullanması, belediyenin iyi niyeti konusunda kuşkularımızı arttırıyor. Çünkü belediye başkanının, gerçekten yanlışlığı giderme noktasında çabası olsa, sorunun çözümünü kentsel dönüşümde görmez. Kentsel dönüşümün birçok mahalleyi ortadan kaldırdığını bile bile bunu bize çözüm olarak sunmaz. Çünkü halka inat böyle bir şeye adım atması, siyaseten bitmesi demektir. Gerçekten toplum adına siyaset yapacaksa bizlerin sunduğu öneri noktasında hareket etmesinden gerekiyor.

Peki bu yasa bu şekilde uygulanırsa kaç kişi mağdur olacak?

Eğer Mayıs 2018’e kadar bu soruna dair bir şey yapılmazsa bölgede yaşayan yaklaşık 21.000 hisseli tapusu bulunan yaklaşık 10.000 insanı olumsuz şekilde etkileyecek. Biz arsayı topraktan almış olsak da toprağın üzerine 5-6 katlı daireler yapılmış. 2981 sayılı kanunun 2018’de kalkması demek, mahalle halkının yaşadığı evlerde kiracı durumuna düşmesi ve yıllardır oturduğu mahalleden çıkartılması demektir. Belki büyük bir tepki almamak için işi kılıfına uyduracaklar. Sonra halka ‘Bugüne kadar burada oturuyordunuz, ama bunu sağlayan yasa kalktı. Bugüne kadar mevcut yasaya göre yaşadığınız bu mahalleyi boşaltmalısınız’ denilecek. Hatta mahalleliyi geriye dönük borçlandıracaklar ve onları ya TOKİ dedikleri yerlere kaydıracaklar ya da oturdukları evler için halktan tekrar para alacaklar.

Tüm bu anlattığınız soruna dair son olarak neler söylemek istersiniz?

Biz bu mahalleye Türkiye’nin dört bir yanından gelerek yerleştik ve burada farklı kültürlerden bir mozaik olduk. Biz artık ‘Karadolaplı’ olmuşuz. Mahallemize her zaman sahip çıkacağız. Yaşam alanlarımızda yapılan kentsel dönüşüm rantına diz çökmeyeceğiz.