Son Dakika
16 Ağustos 2017 Çarşamba

AKP, dünyanın sendika saymadığı Memur Sen’i ILO’ya temsilci yaptı

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 106. Uluslararası Çalışma Konferansı’nda Türkiye işçi kesimini Memur-Sen’in temsil etmesine karar verdi. Hükümete yakınlığıyla bilinen Memur Sen’i uluslararası sendikal camia sendika vasfı taşımadığı için tanımıyor. Türkiye’deki diğer sendikaların uzlaşısı aranmadan gerçekleşen atamaya DİSK ve KESK yaptıkları açıklamalarla tepki gösterdi

14 Mayıs 2017 Pazar, 17:08

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 5-16 Haziran 2017 tarihlerinde Cenevre’de toplanacak olan 106. Uluslararası Çalışma Konferansı’nda Türkiye işçi kesimini Memur-Sen’in temsil etmesi yönünde karar aldı. Kararı sendikalara tebliğ eden Bakanlığın bu hamlesi DİSK ve KESK tarafından tepkiyle karşılandı. İşçi, işveren ve hükümet kesimlerinin temsil edildiği uluslararası ölçekteki en yetkili kurul olan Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) konferansına atama usulüyle katılımcı belirlenmesi işçi kesiminin söz hakkının gasp edilmesi anlamına geliyor. AKP iktidarı döneminde üye sayısını yüzde 2200 arttıran Memur Sen’in sendikal hareket içinde AKP’nin çıkarlarını temsil eden yandaş bir konfederasyon olduğu göz önüne alındığında AKP’nin ILO’ya yaptığı atamada bile yandaşlık kriteri ile hareket ettiği anlaşılıyor.

ILO emek, sermaye ve hükümet temsilcilerinden oluşan üç taraflı bir örgüt. Uluslararası Çalışma Konferansı örgütün en yüksek organı, konferansa her ülkeden bir işçi, bir işveren ve iki hükümet delegesi katılıyor. ILO Anayasası’nın 3/5 maddesine göre üye devletler hükümet dışı delegeleri en çok temsile sahip çalışan ve işveren örgütleriyle anlaşarak belirlemek zorunda.

AKP sendika dese de uluslararası sendikal hareket Memur Sen’i sendika olarak tanımıyor

Memur Sen’in atanması sadece işçi kesiminin temsil hakkının gaspı açısından sorunlu bir durum değil. Memur Sen’in uluslararası sendikal hareket içinde de kötü bir itibarı var. Konfederasyonun Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’na (ITUC) başvurusunun sendikal örgüt vasfı taşımadığı için birden çok defa reddedildiği biliniyor. Bunda Memur Sen’in sendikal hareket içinde AKP’ye payanda olmasının, kamu kurumlarında emekçilerin sendikaya üye olmak zorunda bırakılmasının payı olduğu biliniyor.

Hükümetin ILO’da işçi kesimini temsil etmek üzere kendine yandaş bir sendika seçmesi ILO konferansında Türkiye’nin Aplikasyon Komitesi aracılığıyla “kara listeye” alınması yönünde karar çıkmasını da güçleştirecek bir hamle olarak değerlendiriliyor. Zira Türkiye 2005-2015 arasında ILO sözleşmelerini ihlal ettiği için Aplikasyon Komitesi gündemine en çok alınan ilk 5 ülke arasında yer alıyor. Türkiye sendikal hak ihlallerinde Belarus, Guatemala, İran ve Myanmar ile aynı kategoride bulunuyor.

Konferansa katılan delegeler ülkeler düzeyinde değil işçi grubu, işveren grubu ile çalışıyor. İşçi grubu içinde çalışan sendikalar ITUC çatısı altında birlikte hareket ediyor. ITUC üyesi olmayan Memur Sen’in işçi grubu ile birlikte nasıl çalışacağı şimdiden bir sorun olarak ufukta belirdi.

DİSK karara itiraz edecek

Hükümetin Memur Sen tercihini yaptığı yazılı bir açıklamayla eleştiren DİSK kararı ILO Konferans Delege Onay Komitesi’ne götürerek itiraz edeceğini duyurdu. Konun uluslararası sendikal hareketin gündemine taşınması da bekleniyor.

DİSK tarafından yapılan açıklamada Memur Sen’in temsil kabiliyeti şu ifadelerle eleştiriliyor:

Memur-Sen Türkiye’de çalışanları en çok temsil kabiliyetine sahip örgüt değildir. Memur-Sen kamu çalışanlarının dahi çoğunluğunu temsil etmemektedir. ILO’da işçi tarafını temsil eden örgütlerin işçi ağırlıklı olduğu unutulmamalıdır. Ülkemizde memurların toplam istihdam içindeki payı yüzde 12 oranındadır. Memurların sendikal örgütlerinin, kamu çalışma ilişkilerine odaklanmaları nedeniyle istihdamın ezici çoğunluğunu oluşturan işçileri layıkıyla temsil etmeleri imkansızdır. İşçi delegeliğinin bir memur konfederasyonuna verilmesi çok geniş bir çalışan kesiminin temsilini olanaksız kılacaktır. Öte yandan Memur-Sen’in, işçi-memur toplam 3 milyon 250 bin sendikalı çalışan içindeki temsil oranı yüzde 30’un altındadır. Görüldüğü gibi Memur-Sen hem işçileri temsil etmemesi ve hem de toplam sendika üyeleri içinde temsil oranının düşük olması nedeniyle en çok temsile sahip örgüt ölçütüne uygun değildir.

KESK de karara tepki göstererek yaptığı açıklamada Memur Sen’in işçileri temsil edemeyeceğini şöyle ifade etti:

En çok üyeye sahip olmak en fazla temsil yetkisine sahip olma anlamına gelmemektedir. Öyle olsaydı ülkemizde toplu sözleşmelerde, en çok üyeye sahip olan MEMUR SEN kamu emekçilerini enflasyon oranlarında, hatta bazen enflasyon altında yapılan zamlara, sefalet ücretlerine, teslim etmezdi!  Kamu emekçilerinin iş güvenceleri ortadan kaldırılmak isterken, yüz binin üzerinde kamu emekçisi ihraç edilirken, kamu hizmetleri ortadan kaldırılırken üç maymunları oynayan bir konfederasyon ‘en fazla temsil yetkisine’ sahip olamaz.

(Sendika40.org)